30 Ocak 2016 Cumartesi

YENİ KİTAP: DÜŞÜK KAN ŞEKERİ VEYA REAKTİF HİPOGLİSEMİ



Çağımızın Sessiz ve Salgın Hastalığı Düşük Kan Şekeri

Eğer siz de acıkma atakları,soğuk terleme,konsantrasyon bozukluğu,baş dönmesi,enerji azlığı,ellerde titreme,baş ağrısı,gün boyu yorgunluk,iyi uyuyamama ,çabuk öfkelenme ve yemek sonrası uyku basması oluyorsa kan şekerinizde düşmeler oluyor demektedir.Kan şekeri düşük kişilerde panik atak,depresyon,huzursuzluk fazla görülür.Reaktif hipoglisemi olarak bilinenyemek sonrasıkan şekeri düşmesi sessiz ancak salgın halindedir.Endokrinoloji ve metabolizma uzmanı Prof.Dr.Metin Özata bu kitapta düşük kan şekeri nedenlerini,belirtilerini ve bu hastalıkla nasıl mücadele etmeniz gerektiğini akıcı bir üslupla anlatıyor.






http://www.kitapyurdu.com/kitap/cagimizin-sessiz-ve-salgin-hastaligi-dusuk-kan-sekeri/386582.html

28 Temmuz 2013 Pazar

GLİSEMİK İNDEKS DİYETİNİN FAYDALARI




Yüksek glisemik indeksli (GI) yiyecekler, düşük GI yiyeceklere göre tokluk kan şekerinde ve yemek sonrası 2 saatlik kan şekeri cevabında daha çok artışa neden olurlar. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı yaşam için nişasta içermeyen polisakkaritlerden oluşan, düşük GI’li karbonhidrat ağırlıklı diyetin (Enerjinin %55’inden fazlası karbonhidrattan) tüketilmesini desteklemektedir.
Avustralya’da gıdaların üzerine glisemik indeks değerleri yapıştıılmaktadır.
Harvard Üniversitesinde yapılan geniş kapsamlı gözlemsel çalışmalar  uzun dönem yüksek glisemik yüklü yiyeceklerin tüketilmesinin tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gelişimi için ciddi risk olduğunu göstermişitir. Düşük GI’li diyetin obezite, kolon kanseri ve meme kanseri gelişiminde de koruyucu olduğu gösterilmiştir.
Avrupada 31 merkezde 3000’den fazla  Tip 1 şeker hastasının katıldığı EURODIAB (Avrupa ve Diyabet)  çalışmasında GI’ne bakılarak  yapılan beslenmenin HabA1c değerini yani kan şekeri ayarını  sağladığı gösterilmiştir. Ayrıca çalışmaya kuzey, doğu ve batı bölgelerinden katılan merkezlerde, düşük GI’li diyet tüketen hastaların  iyi kolesterol denilen HDL kolesterol değerleri daha yüksek bulunmuştur
 Besinlerin kısa süreli doyurucu etkileri incelendiğinde düşük GI’li besinlerin yüksek olanlara göre daha doyurucu olduğu bulunmuştur. Yüksek GI ‘li öğünler, düşük GI’li öğünlerle karşılaştırıldığında  yemek sonrası dönemde, kan şekerinde daha fazla yükselme ve düşmeye ve insülin düzeylerinde daha fazla artışa sebeb olurlar. Sonuç olarak  ileri saatlerde yağ asitlerinde ve kan şekerinde daha fazla düşüşe  ve acıkmaya neden olurlar. Düşük GI li gıdalarla ise insülin fazla yükselmediğinden kan şekeri fazla düşmez ve açlık olmaz.
 Düşük GI’li besinlerin tüketilmesinin obez  çocuklarda vücut kitle indekslerinde (kilolarında) daha fazla azalmaya neden olduğu bildirilmiştir.
Düşük GI’li ve yüksek lifli besinler diyabetli bireylerde tokluk kan şekeri ve kilo kontrolünde düzelmeye yol açtığı için Kanada Diyabet Derneği, Avustralya Diyetisyen Cemiyeti, Avrupa Diyabet Çalışma Cemiyeti tarafından önerilmektedirler.
Glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenince insülin hormonunda azalma  ve enerji artması oluştuğu gibi yağ depolanması azalır ve mevcut yağlar yakılmaya başlar. Sonuçta da kilo kaybı oluşur.  Düşük GI’li beslenme kilo kaybını 2 mekanizmayla yapar:
1.  Doygunluğu artırarak
2. Yağların yakılmasını artırarak

Düşük GI’li gıdalar yüksek GI’li gıdalara göre daha uzun süre tok tutarlar ve bu nedenle sonraki öğünde daha az yemeyi sağlarlar.  Bir yemekteki GI oranını % 50 artırdığınızda  doygunluk hissinde % 50 azalma olmaktadır. Doygunluk hissindeki bu artış bağırsaktan salgılanan kolesistokinin hormonunun düşük GI li diyetle  daha fazla artış göstermesine bağlıdır.
Diğer diyetlere karşılık bu Gİ diyetinin faydalı olmasının nedeni insülin direncini kırmasıdır. 1200  kalorinin altında diyet yapmak insülin direncini arttırır ve kilo aldırır. Kilo vermek için acıkmanın  ve tatlıya saldırmanın önlenmesi gerekir. Bunun yolu da düşük glisemik indeksli gıdalarla beslenmekten geçmektedir.
            Diyetteki yağı azaltmakla veya  toplam kaloriyi çok azaltmakla veya karbonhidrat miktarını çok azaltmakla açlık hissi baskılanamaz ve tekrar kilo alırsınız. Düşük glisemik indeksli beslenmede aç kalma veya özel bir beslenme şekli, yani bir gıdaya dayalı beslenme, yoktur.
            Düşük glisemik indeksli beslenme ile
1. Yemeklerden sonra oluşan uyku basması, öğleden sonraları oluşan enerji kaybı, halsizlik yok olur. Enerji kaybı veya halsizlik  yemek sonrası oluşan insülin ve şekerdeki dalgalanmalardan  kaynaklanmaktadır. Beyine yeterli glukoz geldiğinden konsantre olursunuz. ve yorgunluğunuz ortadan kalkar.
2.Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, tansiyon, depresyon ve bazı kanserler önlenir.
3.İyi uyku  uyursunuz.
4. Acıkma nöbetleri azalır ve kalkar

            Normalde acıkma vücudun yemek ihtiyacı olunca ortaya çıkan bir durumdur. Ancak  acıkmanın  vücudun ihtiyacı olmadığı zamanlarda oluşması  normal değildir. Bu nedenle de ihtiyaç olmadan yemek yenildiği için  kilo alınır. Normal olmayan bu acıkma atakları kandaki insülinin dalgalanmasından oluşur. Yüksek Gİ’li karbonhidrat yenince kan şekeri ve insülin hızla yükselir ve sonra  kan şekerini hızla normalin altına indirir ve tekrar acıkma oluşur. Tekrar tatlı bir şeyler yerseniz   aynı durum tekrar eder gider. Eğer bu acıkmalar sırasında yüksek GI’li gıda yerine düşük GI’li gıda yenirse acıkma nöbetleri azalmaya başlar.
            Acıkma ataklarını stres de artırabilmektedir. Stres artınca tatlı gıdalara yönelme olmasının nedeni beyindeki serotonin denen mutluluk hormonunun bu gıdalarla artması yüzündendir. Stresle artan kortizol  hormonu da  serotonini azaltmaktadır. İyi uyuyamayan kişilerde de acıkma atakları olma nedeni serotonin azlığındandır.
Gıdaların doyma indeksi de önemlidir. Enerji yoğunluğu düşük olan gıdalar daha hızla doygunluk sağlar. Patates, elma, portakal ve makarna daha fazla doygunluk sağlar. Çikolata, fıstık daha az tok tutar. Enerji yoğunluğu dışında tokluk derecesi gıdanın GI’ne bağlıdır. Düşük GI’li gıdalar ince barsakta daha uzun kalır ve açlık azalır. Yüksek GI’li gıdalar açlığı artırır çünkü kan şekerini hızla artırır ve hızla düşürürler. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları kan şerkeri hızla düşünce artar ve iştahı artırır.

Gİ Diyeti kimler için faydalıdır?

Kilolu ve obezler,
Tip 1  Şeker hastaları
Tip 2  Şeker hastaları
Prediyabet-Gizli Şeker
Gebelik Şekeri Olanlar Diyabet,
Reaktif hipogisemisi-Kan şekeri düşük olanlar
Trigliseridi yüksek olanlar,
Metabolik sendromu olanlar,
Polikistik over sendromu olanlar,
Yağlı karaciğeri olanlar,
Sağlıklı yaşam için herkes
Gözdeki makula dejenerasyonunu önlemek için
Kanser, kalp hastalığı ve felçten korunmak için

Şeker hastalığı ve fazla kilo durumunda vücutta bir enflamasyon (yangı) vardır. Bütün vücutta bulunan bu sessiz iltihap damar sertliği ve kalp hastalığının en önemli nedenidir. Kanda insülinin  ve  CRP  denen bir proteinin artması  enflamasyon olduğunu gösterir.       Gİ ve GY tip 2 Diyabet ve kronik hastalıkların ortaya çıkmasında önemlidir. Yüksek GY ile  beslenme kanda hassas CRP düzeylerini artırır. Yani yüksek oranda hızla sindirilen ve emilen karbonhidrat alımı vücutta enflamasyonu artırır. apılan bilimsel çalışmalar düşük Gİli beslenme ile kanda CRP düzeylerini %50 azaldığını göstermiştir.
            41 aşırı kilolu kişi 10 hafta sukroz (masa şekeri) veya tatlandırıcı aldıklarında CRP düzeyinde şeker alanlarda %6 artış, tatlandırıcı kullananlarda %26 azalma bulunmuştur. Bu bulgu da GY’ün önemini ortaya koymuştur.
            Tam tahıllar incelendiğinde bunların lif ve diğer besinler açısından çok iyi olduğunu ve düşük GI’e sahip olduğunu göstermiştir. Tam tahıllarla beslenenlerde bu nedenle kalp-damar ve şeker hastalığı riski daha az bulunmuştur. Tam tahıl alınınca kanda CRP azalmaktadır. Gıdadaki lif oranı azaldıkça şeker, hipertansiyon ve obezite artmaktadır    Düşük GY ile beslenen kişilerde şu faydalar oluşur:
1.Kilo kaybı
2.Kan basıncı ve yağlarda azalma
3.İnsülin direncinde azalma
4.Kan şekerinde düşme
5.Kanda anitoksidanlarda artma
6.Sistemik enflamasyonda azalma olur
7. Daha enerjik olursunuz
8. Daha iyi konsantre olursunuz, psikolojiniz düzelir


YÜKSEK GLİSEMİK İNDEKSLİ BESLENMENİN ZARARLARI



Yüksek Glisemik İndeksli Beslenmenin Zararları:
İnsülin kandaki şekeri hücreler sokan bir hormondur. Yokluğunda şeker hastalığı gelişir. Ancak insülinin fazla olması da zararlıdır. Pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu gıda yendikçe salgılanır. Karbonhidratlar insülin salgısını en fazla artıran gıdalardır. Yüksek GI’li karbonhidrat yenince çok insülin salgılanırken düşük GI’li karbonhidrat yenince az insülin salgılanır. İnsülinin kanda artmasına hiperinsülinemi denir. Yüksek GI’li karbonhidratlar aylar ve yıllar boyunca yenmeye devam ederse pankreas bezinden salgılanan insülin hep yüksek olur ve artık insülin görev yapmamaya başlar ki buna insülin direnci denir.
            Uzun süre aç kalmak, öğün atlamak, aşırı miktara yemek de insülin direnci yapar. İnsülin artınca şekerde düşme yaparak zaman zaman tatlı krizlerine girersiniz.
            İnsülin yağ depolarnın artmasına ve göbeklenmeye neden olur. Kan şekerinde artmalar yağ olarak depolanır. İnsülin düzeyi düşük tutulursa vücutta yağ depolanması durur ve zayıflamaya başlanır.  Yüksek insülin  hormonunun diğer zararları ise şunlardır:
1.LDL- kolesterol ve trgliserid düzeyini artırır.
2.Damar sertliğini artırır.
3.Böbrek fonksiyonlarını bozar
4.Vücutta iltahaplanmayı artırır
5.Tansiyonu yükseltir.
6.Magnezyum azalır
7.Polikistik over gelişir.

25 Mayıs 2010 Salı

METABOLİZMA DİYETİ-PROF DR METİN ÖZATA

METABOLİZMA DİYETİ
Kalıcı kilo verdiren metabolizma diyeti prof dr metin özata tarafından anlatıldı. şeker hastalığı, diyabet, reaktif hipoglisemi, gizli şeker ve obezite için bu kitabı okuyunuz



Karbonhidratları seçerken düşük glisemik indeksli olanları seçmek gerekmektedir.
1.Rafine karbonhidratlar yani beyaz un ve rafine tahıldan yapılmış karbonhidratlar yüksek glisemik indekslidir.
2.Beyaz ekmek yüksek glisemik indekslidir.Tam buğday veya kepek az GI’lidir.
3. Diyetteki lif oranı artınca GI’i azalır.
4.Karbonhidrat içinde amiloz ve amilopektin vardır. Amilopektin fazlaysa kan şekeri daha çok artar Amilopektini fazla olanlar ekmek, beyaz patates, beyaz un, amiloz içerenler ise tam tahıllar,hububatlar ve tatlı patetesdir.
5. Rafine olanlar rafine olmayanlardan dah fazla glisemik indeksi artırır. Rafine demek işlenmiş fabrikaya girmiş gıda demektir. Rafine olan karbonhidratlar beyaz ekmek, beyaz pirinç, kurabiye,meyve suları, şekerlerdir. Rafine olmayanlar doğal halde bulunanlar olup GI’i düşüktür. Bunlar daha fazla lif veya posa içerir. Örnek olarak sebze meyve, badem, ceviz, bezelye verilebilir.
Makarna:
Beyaz makarna rafine karbonhidrat olup GI’i pişirmeye göre değişir. Spagettiyi sadece 5-6 dk pişirilirse  Gİ’i düşüktür.  Makarnayı yumuşayıncaya kadar pişirmelidir. Fazla pişirince GI artar.
            İçinde asit olan gidalar GI'i düsürür. Bunun nedeni mide boşalmasını geciktirmesidir.
Asidik gıdalara örnek;
1.Yeşil zeytin
2.Turp
3.Limon suyu
4.Mantar, havuç, yeşil bezelye
5.Sarmısak
6.Sirke
Salataya sirke ilavesi GI'i %30 azaltır. Baharat, tarçın kan şekerini azaltır. Günde bir çay kaşığı tarçın faydalı olur.
Aşağıda gıdalarda GI'i sıfır kabul edilip yenilebilir:
Brokoli,kabak,çiğ havuç, marul, kıvırcık, karnıbahar, patlıcan, soğan, biber, turp, ıspanak, domates, avokado,6-10 badem, ceviz, fındık.
Kompleks Gıdalarda Gİ’ini hesaplamak zordur. Pizza örneğin bir kompleks gıdadır.
Toz  Şeker:
1 çay kaşığı 4gr karbonhidrat içerir, 15 kaloridir. GI’i 61’dir.GY değeri  2.5’ dur.
Fruktoz :
1 çay kaşığı 4 gr karbonhidrat 15 kalori , GI ‘i 19, GY’ü 1 dir.
Yüksek Fruktoz Mısır Şurubu:
1 çay kaşığı 5gr karbonhidrat 20 kalori, Glisemik indeksi bilinmiyor kullanma
Bal:
1 çay kaşığı 6gr karbonhidrat 20 kalori, GI’i 55, GY’ü 3 tür.

Patates:
Patetes yüksek GI ‘e sahip olsa da buzdolabında soğutulup tekrar ısıtılırsa GI’i azalır. Patates salatası soğutulursa GI’i azalır. Taze pişmiş ve ezilmiş patetesin GI’i en yüksektir. En iyisi patetes salatası halinde hazırlamak, buzdolabında soğutmak ve içine sirke koymaktır. Tüm patetesler yüksek GI’li değildir.  Tatlı patates daha faydalıdır. Haşlanmış patates GI’i 70’in altındadır. Soğutulmuş patatesin GI’i düşükür. Bu nedenle patates salatasının GI’i düşüktür. Küçük,taze patates ise daha az GI’lidir.


Alkollü içecekler:
Alkollü içecekler çok az karbonhidrat içerir.Şarabın karbonhidratı yoktur.Biranın bir şişesinde 10-13gr karbonhidrat vardır ve GI’i 66’dır.

Pirinç:
Pirincin GI >70’dir.

Havuç:
GI eskiden 92  olarak hesaplandı. Yeni yapılan testler 41 olduğunu gösterdi. Bu nedenle havuç özellikle çiğ olarak faydalıdır.

Yağlı gıdaları GI’i düşüktür ancak tercih edilmemelidir.




NATUREL ZAYIFLAMA

NATUREL ZAYIFLAMA
PROF DR METIN OZATA

Hayykitap kilo problemi ve şişmanlığa bağlı hastalıklarla boğuşanlar için dört dörtlük bir rehber kitap yayımladı: Naturel Zayıflama. TÜBİTAK, Diabet Vakfı, İstanbul Üniversitesi gibi saygın kuruluşlardan çok sayıda ödül almış Prof. Dr. Metin Özata yılların deneyimini bu kitapta özetledi. Naturel Zayıflama aslında bir ‘diyet’ kitabı değil. Size kilo almanın en önemli nedeni olan insülin direncinin nedenini ve beslenmede yapılacak önemli değişikliklerle bu direnci nasıl çözebileceğinizi anlatıyor.

İnsülin direnci hakkında…

Hasta ve doktorlar kan şekerinin normalin üst sınırında olmasına çoğu zaman pek önem vermiyor. Oysa kan şekerindeki yükselme ve düşmeler, sizin gün içinde atıştırmalarınızı artırarak devamlı kilo almanıza neden olabiliyor. Eğer buna zamanında tanı konamazsa insülin direnci sizi önce gizli şeker ve obezite hastası yapıyor; daha sonra da tip 2 şeker hastası olacağınız bir yola yönlendiriyor. Daha sonraki adımlar ise daha karanlık olabiliyor.

İnsülin direnci obezite, reaktif hipoglisemi, gizli şeker, şeker hastalığı, panik atak, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, polikistik over hastalığı, kan yağlarında yükseklik ve hatta kansere bile yol açabilen bir durum.

Prof. Dr. Metin Özata bu hastalıklardan korunmak ve kurtulmak için İnsülin Direnci Diyeti’ni öneriyor. Atıştırma ataklarına son vermek isteyenlerin, kan şekeri düşüklüğü yaşayanların, şeker hastalarının ve metabolik sendromu olanların mutlaka hocamızın anlaşılır bir dille aktardığı beslenme önerilerine uyması gerekiyor. Ömür boyu kolayca devam ettirebileceğiniz ve kalıcı kilo vermenizi sağlayacak bu metabolizma diyeti sizi kalp hastalığı, kanser, makula dejenerasyonu ve felçten de koruyor.

Kitabın bölümleri:

  • Çağımızın hastalığı: İnsülin direnci
  • Stres, depresyon, uyku ve insülin direnci
  • Obezitenin en önemli nedeni: Reaktif hipoglisemi, tatlı krizi
  • İnsülin direncinin ilk durağı: Gizli şeker
  • İnsülin direnci ve metabolik sendrom
  • İnsülin direnci ve yumurtalık kistleri
  • İnsülin direncinin son aşaması: Tip 2 diyabet
  • İnsülin Direnci Diyeti ile şeker hastalığını önleyin
  • Terlemede artış ve insülin direnci
  • Hamilelikte insülin direnci
  • Halsizlik, yorgunluk ve insülin direnci
  • Karaciğer yağlanması
  • Kilonun hormonal, çevresel, genetik ve psikolojik nedenleri
  • İdeal kilo
  • Zayıflamada hedefler
  • Alışkanlıkları değiştirmek
  • İnsülin direnci ve glisemik indeks
  • İnsülin Direnci Diyeti’nin uygulanması
  • İnsülin Direnci Diyeti mönü örnekleri
  • Atıştırmaları önleme
  • Egzersiz
  • Metabolizmayı hızlandırma
  • Bazı kişiler neden zayıflayamaz?
  • İnsülin direncine faydalı besinler ve destekler
  • İnsülin direnci için kullanılan ilaçlar